YETKİN DİKİNCİLER ...

  • 9/6/2008 - BİR YETKİN DİKİNCİLER ROPÖRTAJI
  •  

    Çocukluktan başlayalım isterseniz… Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?- Kocaman bir çocukluk geçirdim! O yüzden de hiç büyümedim. Tek bir apartmana yerleşmiş kalabalık bir aile. Dairelerin kapıları sürekli açık; kimin nerede uyuduğu, nerede yediği belli olmayan bir sistem. Pazar günleri mutlaka ama mutlaka hep birlikte olmak, ailece yiyip içmek, kilo almak… Gürültü ve karmaşa içinde geçen bir huzur dönemiydi çocukluğum; çok sesli bir huzurdu.

     

    Çocuksu yanınızı bir kenara mı bırakırsınız yoksa hep cebinizde midir?

     

    - Hep yanımda! Çoğunlukla çıkarmamaya çalışıyorum, “Uslu dur” diyorum. O bir yolunu bulup çıkıyor dışarı. Şu anki yaşımdan -şu anki yaşımın farkına da yeni yeni varıyorum zaten- ve bedenimden beklenmeyecek hareketlere engel olmaya çalışıyorum.

    Geldik önemli bir aksesuvara! Ne zamandır bıyıklı bir erkeksiniz?

    - Babam saç sakal tıraşı olduğumda “Bak ne güzel! Tıraş olunca tertemiz, efendi oluyorsun” der. Galiba son birkaç senedir pek efendi değilim. Biraz da roller gereği oldu. “Kaygusuz Abdal” ile başladı. Dönem oyunuydu, kirli sakal ve bıyık gerekiyordu, orada bırakmaya başladım. Nazım Hikmet için saçı, sakalı, bıyığı hepsini kestim, ama beş senedir, kısa aralıklarla sürekli bıyıklıyım.

    Bıyığınızı kesseniz en çok babanız mı sevinir?

    - Evet!

    Kim çok üzülür?

    - Sarı Eşref’i sevenler üzülebilir.

    Sarı Eşref bıyıksız olmaz mı?

    - Galiba olmaz. Delikanlılığı bozulur, ayıp. Sarı da olsa bir bıyık lazım.

    Nazım Hikmet’ten Sarı Eşref’e…

    - Bahadır Karataş, “Ulak” filmini bitirir bitirmez Eskişehir’de çekilecek olan “Usta” için teklifte bulundu. Çok güzel bir senaryo, okudum ve aşkla kabul ettim. “Usta” önümüzdeki yaza ertelenince, dizi projelerini değerlendirme fırsatı /_newsimages/4730538.jpgbuldum. “Eşref Saati”, elimi kaşındıran, katkıda bulunabileceğimi hissettiğim bir projeydi. Böylece Sarı Eşref hayatıma girmiş oldu.

    Hangisine kendinizi daha yakın hissediyorsunuz?

    - Oyuncu olarak, oynadığım süreç boyunca hepsine yakın hissederim.

    Hayal Kahvesi’ndeki Mirkelam konserine damsız olduğunuz için alınmadığınızı yazdı gazeteler. Kibar, saygın, üstüne üstlük ünlü bir oyuncu neden kapıdan çevrilir?

    - Olay aynen şöyle gelişti; Bahadır Karataş’la birlikte, Duygu ve Burçin, onun asistanları, Nevizade’de yemek yedik. Hayal Kahvesi’ne arkadaşlarımız oradaysa gireceğiz, yoksa başka bir mekana geçeceğiz. Tam o sırada kapıda Erdem diye bir arkadaşımı gördüm, biz erkek erkeğe tokalaşırken flaşlar patladı. O fotoğrafı çeken kişi, diyaloğa şahit bile olmadan, yazmış kendi hikayesini. Yine de diyorum ki, bırakınız şanım yürüsün, bırakınız Yetkin Dikinciler de damsız geziyor olsun!

    Kendinizle ilgili güzel şeylerin bence gerçekten farkında değilsiniz. Sesiniz de bunlardan biri mi?

    - Oyunculukta “sesini dinlemek” denilen bir tuzak vardır; bir oyuncu sesinin duyulmasından hoşlanır, kendi sesi her çıktığında bunun farkına varırsa, dublajlı bir hayat sürer, bir Türk filmi tadında konuşmaya başlar. Ben o tuzağa düşmedim galiba.

    25 Ocak’ta gösterime girecek bir filminiz var; Çağan Irmak’ın yönettiği “Ulak”. Biraz bahseder misiniz bu projeden?

    - “Babam ve Oğlum”dan sonra Çağan Irmak yine bizi ağlatsın, duygulandırsın filmi bekleyenleri şaşırtacak “Ulak”.

     Sizin karakteriniz?

    - Kötü. Adem. Düpedüz kötü bir adam! Bakalım ne olacak…

     

    Kötü adamı oynamak daha mı zor?

    - Hiçbir rolüme kolaymış gibi yaklaşamıyorum ki ben.

    Boyunuz 2 metre 10 santimmiş…

    - 2.10! Ne abartmışlar ama! 1.94 aslında.

    Nereye sığabilmek isterdiniz en çok?

    - Sevdiğimin kalbine. Beni sevenin değil ama… Sevdiğimin kalbine.

    Sığmaktan mutluluk duyduğunuz bir kalp var mı şu an?

    - Geçmişte sığmış olmaktan mutluluk duyduğum kalpler var. Anladım ki yapabiliyormuşum. Bir de yeni bir kalbe sığma umudu…

    Sizin için hep kullanılan bir kelime “beyefendi”… Öyle midir?

    - Öğrendiğim, ailemden gördüğüm bir iletişim nezaketi var. Babamın anneme, annemin babama davranışları… Bana verilen haklar bunu sağladı belki de. Kolaylıkla “sen” diyemem. Aristokrat bir davranış modeline takıldığım için değil, saygıdan.

    Başınızdan bir evlilik geçmiş. Nasıl bir deneyimdi?

    - Çok güzel bir deneyimdi. Sınıf arkadaşımdı, Esra Akkaya’ydı. Güzel bir arkadaşlıkla başladık, uzun süren bir ilişki yaşadık ve beş yılın sonunda evliliğe karar verdik. İki yıl sonra da bitti. Kendi sürecini tamamlayan bir şeydi. Onu fırtınasıyla, sakin limanlarıyla yaşayıp, sonra da huzurla kendi hayatıma döndüm. Ne mutlu ki hálá görüşebilen iki arkadaşız.

    Evliliğe bugün nasıl bakıyorsunuz?

    - Bir dahakinde elime çikolatamı çiçeğimi alıp adabıyla erkanıyla kapılarını çalmak isterim.

    /_newsimages/4730534.jpgBunlar Sarı Eşref yüzünden olmuyor değil mi?

    - Hayır hayır! Kısa vadeli, harcanan şeyleri sevmiyorum, uzun ilişkiler yaşamaktan yanayım.

    Diyelim ki aşık oldunuz…

    - Ne kadar güzel bir şey o!

    Hayal ettiğiniz gibi çikolatanızı, çiçeğinizi aldınız, istemeye gittiniz. Kızın ailesi sizinkine hiç benzemiyor. Ne olacak?

    - Sevdiğimin yaptığı hareketlerin o geleneklerden geldiğini bilirim zaten. İki insan birbirini, ilk tanıştığı haliyle beğeniyor ama zaman geçtikçe o beğendiği şeyi değiştirmeye çabalıyor. İlişkileri de bu bitiriyor bence.

    Bugüne kadar yaptığınız en romantik şey?

    - Nasıl söyleyeyim ki? Sevdiğim biriyle, Japonya’da, sabaha kadar tanımadığım sokaklarda yürümek.

    Sizin için çok romantik bir film sahnesi?

    “Love Story”de Ali McGraw’in o karda yuvarlanma sahneleri.

    Bir kadında neyi seksi bulursunuz?

    - Karşımdakine de seks ilk adımıyla bakmıyorum, sıcaklık ve samimiyet olarak bakıyorum.

    İlk karşılaşma nasıl hoşlanmaya dönüşür?

    - En çok hoşuma giden mesafeme ve soğukluğuma aldırmadan bana yaklaşmaya çalışmalarıdır. İnsanların görünenin

    ötesinde bir şeyler hissettiğine inanır, o şeyleri ararım; göz gözeyken değil gözümü kapadığımda hissettiğimi… Karşımdaki de benim soğukluğuma gözünü kapayıp içime doğru yolculuğa başlamışsa, bu beni cezbeder.

    Şuh bir bakış mı yoksa içten bir kahkaha mı?

    İçten bir bakış, şuh bir kahkaha. Olmaz mı? n Ayşecan İpek

    Çok eşlilik adama yönünü şaşırtır

    - Çok eşlilik? Sıfır bağlılık?

    Ben olamam. Eş dediğiniz, terminoloji gereği iki yönlü bir oktur. Bir tarafında biri durur, diğer tarafında diğeri. Fazlası adama yönünü şaşırtır, o oklar da gelir… Gözüne batar!

    - Romantik bir adam mısınız?

    Edebiyattaki karşılığı ile evet. Hadi gün batsın demem, gün batımını severim. Hadi sabah olsun demem, sabah etmeyi severim. Süreci severim. Hedef adamı değil yolculuk adamıyım, bu anlamda romantiğim.

    Ben ne yakışıklıyım ne de seksi

    Sizce seksapel nerede gizlidir?

    - Var oluşta… Tabiat bize istediğini yaptırırken bir de güzel rüyalar gördürüyor, iyi ki böyle bir şey var!

    Tabu mudur yoksa rahatlıkla konuşulabilen bir şey midir sizin için?

    - Rahatlıkla konuşabilirim.

    Kendinizi en çok nerede seksi hissedersiniz?

    - Ben kendimi ne yakışıklı hissederim ne de seksi…

    Yorum ( 5 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 9/2/2008 - Ve beklenen 'Ulak'tan haber geldi...
  •                                  

     

        Ve beklenen 'Ulak'tan haber geldi...

     

                                     

                                           

     

              Yönetmen Çağan Irmak’ın kamera arkasına geçtiği, Çetin Tekindor ile Yetkin Dikinciler’in rol aldığı “Ulak” sinemalarda. Senaryosunu da Irmak’ın kaleme aldığı filmde, yönetmen Irmak’ın “Babam ve Oğlum” filminde de birlikte çalıştığı Tekindor ile Dikinciler’e, Hümeyra, Şerif Sezer, Zuhal Gencer ve Selda Özer eşlik ediyor.

     

              Filmin görüntü yönetmenliğini 2003 Uluslararası Saraybosna Film Festivali’nde “En İyi Film- Kodak Ödülü”nü kazanan Mirsad Herovic, genel sanat yönetmenliğini ise Altın Portakal Film Festivali’nde dört kez En İyi Sanat Yönetmeni ödülünü alan Mustafa Ziya Ülkenciler üstleniyor.

    Filmin konusu şöyle:
    “Zamansız ve mekansız bir öykü... Düzeni hepten bozulmuş bir köye, köy köy dolaşan bir seyyah, Zekeriya gelir. Onun gelişiyle ve beraberinde getirdiği sırlarla başlar her şey. Zekeriya ile gelen sırlar köye, geri dönülmez bir değişim yaşatacaktır. Bu sırada Ulak İbrahim, yüzünü gösterir ve tüm sırlar su yüzüne çıkar.”

    Yönetmen: Çağan Irmak
    Oyuncular: Çetin Tekindor, Yetkin Dikinciler, Hümeyra, Şerif Sezer
    Senaryo: Çağan Irmak
    Müzik: Evanthia Reboutsika
    Görüntü Yön: Mirsad Herovic
    Tür: Fantastik / Dram
    Süre: 89 Dk.
    Yapım Yılı: 2007

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 16/9/2007 - YETKİN DİKİNCİLER YENİ BİR DİZİYLE EKRANLARDA...
  •  

     

              

     

     

    EŞREF SAATİ

     

    Eşref Saati'nde, şehrin büyüklüğüne meydan okuyan küçük hayatların yaşandığı bir eski İstanbul mahallesinde, can dostu bildikleri birbirlerine direnen iki inatçı adamın, asri zamanlarda hala "bir zamanlar"ı yaşayan iki eski zaman kabadayısının hikayesi anlatılacak.

    Aynı mahallede doğan, aynı eli öpüp aynı raconla büyüyen, hiç uzlaşamayan ama hiç de ayrılamayan iki kabadayı olan Sarı Eşref ve Kara Eşref'in hikayesinin anlatıldığı Eşref Saati, bolca güldürecek, bazen hüzünlendirecek.

    Pana Fim'in SHOW TV ekranında izleyici ile buluşacak bu yeni dizisinde Kara Eşref karakterini Yavuz Bingöl, Sarı Eşref karakterini ise Yetkin Dikinciler canlandıracak.

    Uğruna hapis yattıkları Alemdar Ağa'dan aldıkları elle, boğaza nazır bir İstanbul semtinde yaşayan bu iki kabadayının can düşmanı, mahalleye yat limanı yapmak isteyen müteahhit olacak.

    Birbirlerinin hem aynı hem de zıddı olan iki Eşref, sadece düşmana değil, birbirlerine de meydan okurken, tek bir zaafları olacak: O da birbirlerinin kız kardeşlerine duydukları aşk… Eşreflerin kız kardeşleri rolünde Özge Borak Şakrak var. Mahallenin terzisi Yadigar ise iki Eşref arasında uzlaşmanın adresi olacak. Yadigar karakterini Ahmet Uğurlu canlandırıyor.

    Dizinin kadrosundaki diğer isimler arasında Şebnem Dönmez, Ali Atay ve Serkan Ercan var.


    Yorum ( 4 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 1/4/2007 - NİHAYET MAVİ GÖZLÜ DEV O İRİ CÜSSESİ KADİFE GÖZLERİ BUĞULU SESİY
  •  

    Yönetmen: Biket İlhan
    Oyuncular: Yetkin Dikinciler, Dolunay Soysert, Özge Özberk, Uğur Polat

    Senaryo: Metin Belgin
    Görüntü Yönetmeni: Claudio Bolivar
    Müzik: Cem İdiz
    Tür: Drama - Politik
    Süre: 118 Dk.
    Yapım: 2007 - Türkiye
    Dağıtımcı: Kenda Film

    Gösterim tarihi: 9 Mart 2007


    Editörün Notu: Nâzım Hikmet, 1941 yılında Bursa Hapishanesi’ne nakledilir. “Komünizm” propagandası nedeniyle mahkûm olan şairin ünü içeride kulaktan kulağa, efsaneye dönüşür.

    Konu: Kavganın, sevdanın ve Türkçe’nin büyük şairi Nâzım Hikmet, 1941 yılında Bursa Hapishanesi’ne nakledilir. “Komünizm” propagandası nedeniyle mahkûm olan şairin ünü içeride kulaktan kulağa, efsaneye dönüşür. İbrahim Balaban ve Yusuf, ustanın odasına desen çizeceği aynaları taşırlar. Mahkûmların portresini yapan Nâzım’ın aklı yalnızca karısı Piraye’dedir. Günlerdir ne mektup, ne telgraf gelmiştir. Hasretin dinmeyen sızısı, siyatik ağrılarından da beterdir. 2. Dünya Savaşı’nın vahşeti ve sefaleti tırmanırken; şair, Müdür Tahsin Bey’den kötü haberi alır. Hakkında verilen 28 yıl hapis cezası onaylanmıştır.

    Piraye gelir sonunda... Mahzundur, hüzünlüdür, çaresizdir. Kısacık görüşmede, gardiyanın evinde gizlice buluşma teklifine şiddetle karşı çıkar. Ustanın öğrencisi Raşit üç yıl sonra özgürlüğüne kavuştuğunda, Orhan Kemal adıyla “72. Koğuş” hikâyesinin yazarı olacaktır. Balaban içeride, “şair baba”sının yanında ressamlığı ilerletir. Açlıktan ölenlerin çoğaldığı günlerde, dokumacılık sayesinde karısına para yollayan şairin son umudu dayısı Ali Fuat Paşa’dır. Celile Hanım oğlunu kurtarmanın yollarını aramaktadır. Peynirci Nuri’nin getirdiği bir teneke peynir, onu zehirlemek için mi gönderilmiştir? Balaban, açlık içinde, tenekeden çaldığı peyniri sevmediği bir mahkuma yedirir. 1945 yılında savaş bitmiştir ama hapishane müdürü, şaire hoşgörülü davrandığı gerekçesiyle, koltuğunu despot bir müdüre bırakmak zorunda kalır. Kırbaçlı gardiyanlar Nâzım’ın odasını basınca kıyamet kopar. Ekim 1948’de, dayı kızı Münevver ziyaretine gelir. Nâzım yeni bir sevdanın coşkusuna kapılır. İki aşk arasında bocalar, bir de üstüne Münevver kocasından ayrılmayı erteleyince bunalıma girer. Karaciğerinden sonra kalbi de yorulmuştur. Piraye’ye mektuplar yazar, yalvarır. Karısıyla zoraki buluşmada buzları eritmeye uğraşırken; Münevver’in de hapishaneye gelmesi, başka bir kâbusa sürükler şairi. 10 yıldır hapistedir, artık tükenme noktasındadır, yaşamına son vermeyi tasarlar…

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 7/11/2006 - NAZIM HİKMET ROLÜ İÇİN SPORCU GİBİ ÇALIŞTIM...
  • Nazım Hikmet rolü için sporcu gibi çalıştım
     

    'Mavi Gözlü Dev' adlı filmde Nazım Hikmet'i canlandıran Yetkin Dikinciler, yazara benzemek için bir yılda 11 kilo verdi

    09.10.2006

    Nazım Hikmet'in 1930'lardan başlayıp, Türkiye'den kaçışına kadar olan süreyi konu alan 'Mavi Gözlü Dev' filminin başrol oyuncusu Yetkin Dikinciler, "Rolüme sporcu zihniyetiyle çalıştım" dedi. Senaryosunu Metin Belgin'in yazdığı, yönetmenliğini Biket İlhan'ın üstlendiği ve daha çok yazarın hapishanede geçen yıllarını anlatan film için 'Babam ve Oğlum'daki görüntüsünün aksine şimdi hızla kilo vermeye çalışan Dikinciler, yaptığı hazırlıklarla ilgili şöyle konuştu: "Nazım'a olan benzerliğim benim için avantajdı. Daha çok benzemek için öncelikle kilo verdim. 101 kilodan 90'e düştüm. Saçlarımı ve kaşlarımı boyadık. Hatta ilk provalarda saçlarım ve kaşlarım boyandıktan sonra büyük şaşkınlık yaşadım. Aynaya baktığımda Yetkin gitmiş, yerine Nazım gelmişti. Gerçekten de aramızdaki benzerliği görünce ben bile şaşırıyorum."

    SORUMLULUĞUM ARTTI

    Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunu olan 37 yaşındaki oyuncu, Nazım Hikmet için "tarihimizden biri" tanımı kullandı. Rolün kendisine getirdiği sorumluluğun da farkında olduğunu söyleyen Dikinciler, şöyle konuştu: "Nazım Hikmet tarihimizden biri... Sinemada şimdiye kadar Nazım'ı görmedik ama bu rolle sorumluluğum iki kat artıyor. Sadece bir rolü başarıyla oynamam önemli değil. Nazım Hikmet'in hakkını başarıyla vermem gerektiği de önemli. Bu filmde Nazım Hikmet'in insanların hayalindeki gerçek coşkusal halini de en iyi şekilde yansıtmaya çalışacağım."

    BELGESEL DEĞİL SANAT

    'Babam ve Oğlum'daki rolüyle 'Çağdaş Sinema Oyuncuları' (ÇASOD) tarafından 'Jüri Özel Ödülü'nü alan Yetkin Dikinciler, film hakkında gelebilecek eleştirelere de açık: "Nazım Hikmet'i bilenler mutlaka 'Nazım böyle miydi?' diyeceklerdir. Eleştireceklerdir. Fakta ben risk aldığımıza inanmıyorum. Çünkü riski, inanmadığınız bir şeyi yaparken alırsınız. Bu film, hazırlığını da hesaba katarsak, riskten söz edilmeyecek bir çalışma. Şunu unutmamak gerekiyor; biz burada belgesel yapmıyoruz. Nazım'ın hayatına sanatsal ve sinema açısından yaklaşıyoruz."


    Dönem filmleri revaçta

    Son dönemde çekilen Türk filmlerinin tarihe ışık tutan dönemleri yansıtması dikkat çekiyor. Fikret Kuşan, Çetin Tekindor gibi isimlerin rol aldığı, 1980 darbesinde annesini kaybeden küçük Deniz ve ailesinin hikayesini konu alan 'Babam ve Oğlum' 3 miyon 813 bin 437 kişi tarafından izlenmiş. Yine 80'leri anlatan ve işkence sahneleriye çok konuşulan 'Eve Dönüş' de iddialı yapımlardan.

    Yorum ( 7 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 4/11/2006 - Beğenilen kadro...
  • 'Mavi Gözlü Dev' yakında sinemalarda

    Şair Nâzım Hikmet'in hayatını anlatan filmin çekimleri tamamlandı. Filmin başrolündeki Yetkin Dikinciler ile şairin benzerliği dikkat çekici


    Bora Bağcıbaşı

    Nâzım Hikmet'in yaşam öyküsünü anlatan "Mavi Gözlü Dev" filminin çekimleri tamamlandı.
    Filmin senaristi Metin Belgin, aynı zamanda Belgin'in eşi olan yönetmen Biket İlhan ve filmin oyuncuları, çekimlerin bitmesini önceki gece İstanbul Beyoğlu'ndaki Cambaz Bar'da kutladı.


    Beğenilen kadro
    Ünlü şairi, son dönemin en beğenilen oyuncuları arasında gösterilen Yetkin Dikinciler'in oynadığı filmde, Orhan Kemal'i Rıza Sönmez, Celile Hanım'ı Suna Keskin, Tahsin Bey'i Uğur Polat, Balaban'ı Ferit Kaya, Piraye'yi Dolunay Soysert, Münevver'i Özge Özberk canlandırdı.


    'Ben bile şaşırdım'
    Son olarak "Babam ve Oğlum" filminde rol olan ve Nâzım Hikmet'in canlandırmanın kendisini çok heyecanlandırdığını belirten Dikinciler şöyle konuştu:
    "Bana bu teklif geldiğinde hiç düşünmeden kabul ettim. Nâzım'a daha fazla benzemek için kilo verdim. Saçlarım ve kaşlarım da boyandı. Gerçekten de aramızdaki benzerliği görünce ben bile şaşırıyorum."

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 29/10/2006 - 'Efsane değil, insan Nazım'ı anlattık'
  • 'Efsane değil, insan Nazım'ı anlattık'
    Nazım Hikmet, belgesel görüntülerin haricinde ilk kez bir sinema filmiyle beyazperdeye gelecek. Metin Belgin'in yazıp, eşi Biket İlhan'ın yönettiği "Mavi Gözlü Dev", Nazım Hikmet'in, Bursa'da hapis yattığı dönemi ele alıyor.
    Nazım'ı, Yetkin Dikinciler'in canlandırdığı "Mavi Gözlü Dev", mart ayında vizyona girecek.

    Filmde Nazım'ı Yetkin Dikinciler, karısı Piraye'yi Dolunay Soysert, dayısının kızı Münevver'i de Özge Özberk canlandırıyor.

    Devlet Tiyatrosu oyuncusu olan Metin Belgin, her sezon sahnelenen Kuva-yı Milliye Destanı'nın gördüğü ilgiden hareketle, aslında önce Kuva-yı Milliye Destanı'nın filmini çekmek istemiş. Tabii ilk hevesle bütün bilgileri senaryoya koymaya çalışıp çok geçmeden de bunun iyi bir fikir olmadığını fark etmiş. "Bundan sonra aşama aşama sadeleşti, süzüldü ve insan olarak Nazım portresi ortaya çıktı." diyor Belgin; ama bunun için senaryonun dokuz kere yazılması gerekmiş. Sonunda da Nazım'ın Bursa Hapishanesi'nde kaldığı döneme odaklanmışlar. Bunun sebebini Biket İlhan, "Nazım'ın daha az bilinen ama en verimli dönemi." diye açıklıyor. Belgin, Nazım'ın hapiste Orhan Kemal ve İbrahim Balaban'ı yetiştirmesinin de önemli olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Genel perspektiften bakarsan, düşüncesi yüzünden hapis yatan bir insan var ortada. Bunu dünyanın bir köşesinde Nazım'ı hiç bilmeyen insan da anlayabilir, paylaşabilir. Orhan Kemal'in anılarında da var; Nazım'ın hapiste dost olduğu Balkanlı diye sağcı bir adam var. Orhan Kemal buna şaşırıyor ve, 'Nasıl dost olursunuz?' diyor. Nazım'ın cevabı: Ben inanan insanları seviyorum. Aynı şeyi Kuva-yı Milliye Destanı'nda Mehmet Akif için söyler; 'O inanmış adam' der. Bir ses kaydında da şöyle dediğini duydum: Ben yurtseverim, komünistim. Ama yurtseverlik sadece komünistlere mahsus değildir. Ben diğerleri de var olduğu için seviniyorum ve onları destekliyorum."

    Nazım'ı canlandıran Yetkin Dikinciler, her ne kadar kendisi bu iddiada bulunmasa da öteden beri Nazım'a benzetilirdi zaten. O da, "Yüzün benzemesinden ziyade duygudaşlık önemliydi. Ben de ona çalıştım." diyor. Yani Nazım'ın eserlerinin yanı sıra hayatını tekrar gözden geçirip Nazım'ı Nazım yapan hayatı anlamaya çalışmış. Çekimlerde de artık "Nazım olsa nasıl yapardı?" diye değil "Bu durumda nasıl yapmalıyım?" diye düşünerek oynamış. Dikinciler'in başarısını rol arkadaşı Dolunay Soysert de onaylıyor: "İlk kez makyajdan sonra gördüğümde karşımda resmen Nazım duruyordu ve ben bir an ürktüm. Çünkü algılayamadım, sanki Nazım mezardan kalkıp gelmiş gibi hissettim. Ve onun karşısında oynadığım için Piraye olmakta zorlanmadım. Piraye olmasam ayıp olurdu Yetkin'in karşısında." Soysert'e göre Piraye, en az Nazım kadar zor bir karakter. Çünkü komünistlikten hapis yatan bir adamın karısı olarak dışarıda iki çocuğuyla yaşıyor. Bu yüzden sert olmak zorunda. Sertliğinden sıyrılabildiği tek yer kocasının yanı; orası da hapishane! "Piraye, hapse umut getirecek kadın, ama kendi hayatında hiç umut yok ki! Bir yandan başka bir kadına tercih ediliyor ve bunu da orada öğreniyor. En zorlandığım kısmı da buydu. Zaten set her şeyiyle çok gerçekçiydi; ben sadece görüş günlerinde oynuyordum. Ve çekim günleri, görüş günleriydi. Ekip de gerçekten bana dışardan gelen insan muamelesi yapıyordu."

    Hem bir dönem filmi hem de bir biyografi olması itibarıyla aslında büyük bir prodüksiyon olan "Mavi Gözlü Dev", sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yunan Film Merkezi ve gönüllü desteğiyle çekildi. Nazım'ın bu kadar konuşulduğu bir ülkede Nazım filmine bir sponsor çıkmamasına dair yönetmen, "Belki biz istemesini bilemedik." derken Belgin, "Bütün arkadaşlarımız tatildeydi!" diyor.

    Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 17/10/2006 - Nazım Hikmet 'in hayatı...

  • Gören ’Aynı Nazım Hikmet olmuş’ diyor
    Dilek DALLIAĞ


     

    Ünlü şair Nazım Hikmet'in 10 yıllık hapis hayatını anlatan "Mavi Gözlü Dev" filminin çekimleri başladı.Filmde Nazım Hikmet'i, "Babam ve Oğlum"daki rolüyle övgüler alan Yetkin Dikinciler oynuyor. Hikmet'i oynamanın kendisini onurlandırdığını söyleyen Dikinciler, "Eski bir kundura fabrikasını Bursa Cezaevi olarak kullanıyoruz. Ben filme ilk 6 gün burada başladım. Bir yerde kapalı kalmanın boğazıma bir şey oturttuğunu hissettim. 6 günde böyle hissediyorsam Nazım bunca yıl ne yaptı" diyor.

    Filmde, 11 yıl önce öldürülen Kuşadası Belediye Başkanı Lütfi Suyolcu'nun kızı Çiğdem Suyolcu Semiha Berksoy'u, Ayçin İnci de Cahide Sonku'yu canlandırıyor.

    Nazım Hikmet’in 10 yıllık hapis hayatını anlatan Mavi Gözlü Dev filminde Yetkin Dikinciler’i görenler gözlerine inanamıyor. Ünlü şaire birebir benzeyen Dikinciler, "Nazım’a fiziki benzerlik yetmez. Umarım onun içini doldurabilirim" diyor...

    Nazım Hikmet’e inanılmaz benzemişsiniz... Neler hissediyorsunuz?

    Gerçekten benzemiş miyim (gülüyor)... Bunu duyduğum için çok mutlu oldum, ne güzel bir giriş yaptınız. Kendimi iyi hissettim... Bu eski kundura fabrikasını Bursa Cezaevi olarak kullanıyoruz. Burada bir plato oluşturduk. Ve Nazım’ın odasını da  içeriye yaptık. Ben filme ilk altı gün o odada başladım. Bir oyuncu olarak, bir insan olarak altı gün boyunca bir yerde kapalı kalmanın boğazıma bir şey oturttuğunu hissettim. Sonra da "İlk altı günde ben bunu hissediyorsam Nazım bunca yıl ne yaptı?" dedim kendi kendime.

    28 yıl...

    İçeride ve dışarıda zaman farklı akıyor... Koştururken zaman geçiyor ama beklerken zaman geçmiyor. Hislerim bu... Nazım’a dair bir şeyler yapmak çok güzel...

    Yetkin ve Nazım iç içe geçti mi?

    Film gün be gün ilerlerken daha çok yaklaştığımı hissediyorum. Film bittiğinde Nazım olmuş olurum herhalde... Üzüleceğimi düşünüyorum. Aktör olarak Nazım’la buluşmayı bırakmış olmaktan dolayı üzüleceğim biliyorum. Umarım film, perdede seyircisiyle buluşur.

    Daha önce Nazım Hikmet’in ’Bu Bir Rüyadır’ operetinde yer aldınız. Nazım Hikmet’i oynamak nasıl bir duygu?

    Benim için bu rolün anlamı büyük. Türk tarihine damgasını vurmuş bir karakteri oynamak gerçekten zor... Bir oyuncu olarak bununla mücadele edip en iyiyi çıkarmak çok önemli... Ben de böyle bir tarihi projede Nazım gibi önemli bir karakteri oynamaya çalıştığım için çok heyecanlı hissediyorum kendimi. Zorluğunun yanı sıra oyuncu olarak mutlu oluyorum ama insan olarak da şu mutlu ediyor beni: Nazım’ın hayatını bir bakıma ilk defa beyazperdeye taşıyor olmaktan gurur duyuyorum.

                 Çiğdem Suyolcu                     Semiha Berksoy

    Nazım’la ilgili sizin araştırıp ortaya çıkardığınız ne var?

    Şimdi bu ’biliriz’ sözcüğü çok önemli. Bilenler bilir ve herkes kendine göre bilir. Ben mesela Nazım’ın yumruğunu pek öyle havalarda görmedim. Nazım’ın coşkusu var, inandığından, doğru bildiğinden sapmayan ve asla yön değiştirmeyen biri. ’Yumruğu havada’ bu demekse evet sözünün peşinde bir adam. Ama ’yumruğu havada’ benim için boş bir kavram. Söyleyecek pek sözü olmasa da yumruk kaldıranlara bakarsak, Nazım’ı öyle bilmek ona yazık etmek demektir.

    Kaç yaşındasınız?

    Şu anda 37 yaşına geldim...

    Peki Nazım’ın bu hapisteki yansıttığınız yaş dönemi kaç?

    Nazım’ın bu yaşlardan başlayıp 48 yaşına kadar giden sürecini anlatıyoruz. İmaj olarak destek alıyorum ama yönetmenimiz Biket Hanım’ın  tercihi filmin doğal olması. Benzerliğim de bu işe biraz yarıyor galiba. Yani çokça üzerini boyamadan Nazım’a yaklaşmaya çalışıyoruz. Filmi çekerken yaşıyla orantılı küçük oynamalar yapıyoruz.

        Aycin İnci                                   Cahide Sonku

    Evli misiniz?

    Bir evlilik geçti başımdan ve ayırılmamız bayağı gündeme kalmıştı.

    Pardon kiminle evliydiniz?

    Esra Akkaya ile evliydik. Durduk yere 11 yıl sonra gündeme de gelmiştik. Ama biz iyi dostuz. Bir daha evlenmedim, çocuğum yok... Uykusuzluk hiç önemli değil. Ben sadece bir işten diğerini aksatırım diye endişe duyarım. Benim zamanım ve enerjim gitmiş hiç önemli değil, çünkü manen kendimi çok iyi hissediyorum.

    Nazım dışında başka kime benziyorsunuz acaba?

    Zaman zaman Atatürk’ü çağrıştırdığımı söylüyorlar... Atatürk’e benzetilmekten gurur duyuyorum. Son olarak Nazım’a dair şunları söylemek istiyorum: Nazım Hikmet’e fiziki benzerlik yetmez. Fizik olarak benzemek belki bir başlangıç olabilir ama yeterli değildir... Umarım bu önemli karakterin içini doldururum.

    Nazım’ın hümanizmi her şeyden önemli

     Nazım Hikmet’in fikirleri için neler söylemek istersiniz?

    Nazım sadece mücadelesiyle değil, insan olarak hümanizmasıyla bu hayatta çok önemli biri... Şu hayata gelmiş olmamın keyiflerinden biridir benim için Nazım’ın yürüdüğü yollardan yürüyebilmek. İyi ki Nazım yaşamış ve iyi ki ben ondan sonra dünyaya gelmiş biriyim. Ne güzel ben de Nazım’ın geçtiği bu dünyadan geçiyorum diye sevinç duyuyorum. İnsanlar onu ne kadar karalasa da, memleketinden ve insanlarından soğutmaya çalışsa da gün gelecek, insanlar onun memleketini,   insanlarını seven, asla ayrıştırıcı değil, birleştirici bir insan olduğunu anlayacaklar. Biz de buna katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

    /_newsimages/2249032.jpgNazım Hikmet de sizin kadar uzun boylu muydu acaba?

    Nazım Hikmet benden de uzundu... Benim gözümde o mavi gözlü bir dev... Boy konusunda elimizden geleni yaptık. Belki alttan, üstten kesmek gerekebilir ama herhalde seyirci buna takılmayacaktır...

    Yorum ( 6 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Seyredilmeye doyulmayan en zifir karanlıkları bile aydınlatacak kadar ışık saçan gözleriyle yediden yetmişe herkesi duruşuna hayran bırakan , bir saniye de binlerce yılı anlatabilecek kadar iddalı bakan yakan kavuran adam... Bu adam 70 inde bile bu kadar derin bakacak...

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS
  • dinle..

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

    Reklam

  • Sayfa: 1 - Toplam: 2
    | Sonraki Sayfa